Cevabımız
Değerli Kardeşimiz;
Gayb kelime olarak gizli olan, görünmeyen, hisler ile bilinemeyecek kadar belirsiz olan şey demektir.
Istılahi olarak ise gayb, insanın duyu organları, maddi ve manevi cihazları ile algılayamadığı şeylere denir. İnsanın duyu organları ve maddi ve manevi cihazlar ile algıladığı şeylere malum, yani bilinen denir. Algılamadığı şeylere de gayb, yani bilinmeyen denir.
Gayb genel olarak mutlak ve izafi olmak üzere iki kısma ayrılır.
Mutlak gayb da kendi arasında iki kısma ayrılır. Birisi bilinmesi mümkün, diğeri bilinmesi muhal olan gaybdır.
Bilinmesi imkansız Mutlak Gayb: Yaratılmışların sonsuza dek muttali olamayacağı gaybi hallerdir. Yani ebedi olarak ihata ile bilinemeyecek ve idraki mümkün olmayan şeylerdir. Bunlar Allah’ın zat-ı Akdesi ve sıfatlarıdır. Hiç bir mahluk ihatalı bir şekilde Allah’ın zatını ve sıfatlarını idrak edemez. Onun için Allah’ın zatı ve sıfatları ihata noktasından ebedi olarak bize gaybi olacaktır. “Gözler O’na erişemez. Onun ilmi ise bütün gözleri ihata eder” ( Enam 103) Bu âyet gözlerin, Allah’ı ihata sûretiyle, künhüne erecek şekilde göremeyeceklerini bildirir. Ama Allah bize mahdut ve ihatasız olarak Zatını ve cemalini gösterecektir. Allah’ın kendini görmesi ile kulun Allah’ı görmesi müsavi olamaz. Bu yüzden Allah’ın kendini ezeli ve ebedi olarak ihata ile görmesi bize gaybidir, yani biz ona hiçbir zaman kendi gibi muttali olamayız. Bu nokta mutezile mezhebini yanıltan bir noktadır. Onlar bu noktayı nazara alarak, Allah hiçbir zaman görülemez dediler ve bidata girdiler. Halbuki kulun Allah’ı mahdut ve ihatasız olarak görmesi muhal sınıfından değildir. Allah’ın Zatı ve sıfatları dışında ihata ile idrak edilmeyecek başka bir varlık yoktur. Bu yüzden bir kul, Allah’ın izni ve dilemesi ile bütün mahlukatı idrak ve ihata edebilir. Bu mümkinat ve caizler sınıfındandır. Mahlukat sınıfı mümkün ve caiz olmasından, mümkün olan mümkünün künhünü ihata ile idrak edebilir.
Bilinmesi Mümkün Mutlak Gayb: Allah’dan başka, yaratılmış hiçbir mahlukun kendi başına bilemeyeceği hissedemeyeceği şeylere denir. Allah her şeyin iç yüzünü ve künhünü bilir, hiçbir şey ondan gizli kalıp saklanamaz. Bu da ancak sonsuz bir ilim ile mümkündür. Öyle ise Allah’dan bağımsız olarak, ben her şeyin iç yüzünü ve künhünü bilirim demek, bir çeşit uluhiyet iddia etmek demektir.
Mutlak gayba örnek olarak Allah’ın kendi zatına mahsus bıraktığı ve başka kimseye bildirmediği şeyler demek, daha doğru olur. Zira Allah gaybı başkasına bildiremez demek, sonsuz iradesini kısıtlamak ve icbar anlamına gelir ki, bu caiz değildir. Öyle ise Allah, mutlak gaybi olan şeylerden bazılarını bazı kullarına bildirip haberdar edebilir. Bunun akıl ve din ile çelişir bir tarafı yoktur. Mesela kişinin ne zaman öleceğini, kendi bilemez ama Allah ona ilham ile bildirebilir. Şayet bildiremez dersen, Allah’ı inhisar ve icbar altına almış olursun ki, bu caiz olmaz. Bildirebilir ama bildirmez dersen delilin nedir. Zira gaybı bazı has kullarına bildirebileceğini ifade eden çok ayet ve hadisler vardır.
Gaybı kullardan men eden ayet ve hadisler kulların kendi başlarına gaybı bilemeyecekleri anlamındadır, yoksa Allah’ın bildirmesi ile bazı kulların gaybe muttali olması mümkün ve caizdir. Bunu ehli sünnet uleması da kabul etmiştir.
Kuran Açısından Gayb İlmi: Kuran-ı Kerimde gaybı bilme ile ilgili ayetler üç sınıftır.
Birinci Sınıf Ayetler: Gaybı bilmenin sadece Allah’a mahsus olduğunu bildiren ayetlerdir.
Bu ayetlerden bazıları şunlardır: Göklerin ve yerin gaybı (sırrı) yalnız Allah'a aittir.(Hud 123)
De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez.( Neml 65)
İkinci Sınıf Ayetler: Gaybin sadece Allah’a mahsus kalmayıp, Allah’ın bildirmesi ile başkalarının da bilebileceğini ima eden ayetler.
Bu ayetlere örnek: O görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir. (Rad 9)
Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. ( Cuma 8)
Üçüncü Sınıf Ayetler: Zahir ve açık bir şekilde Allah’ın bildirmesi ile bazı seçkin kullarının da gaybe muttali olabileceğini ilan eden ayetler.
Bu ayetlerden bazıları şunlardır: Allah gaybı bilendir ve hiç kimseyi gaybına (sırlarına) muttali kılmaz; ancak kendi rızası ile bir resulünü haberdar edebilir ve Allah onun önünden ve arkasından gözcüler salar.( Cin 26-27 )
Allah size gaybı bildirecek değildir. Fakat Allah elçilerinden dilediğini seçer-ayırt eder. ( Al-i İmran 179 )
Birinci Sınıf Ayetlerin Hükmü
Birinci sınıf ayetlerde vurgulanan husus; gaybin Allah’tan bağımsız olarak kimse tarafından kendi başına bilenemeyeceği esasıdır. Yani Allah bildirmez ise, kimse kendi başına gaybe muttali olamaz. Buradan, Allah kimseye gaybi bildirmez manası çıkarılamaz, çıkarılırsa diğer ayetlerle çelişkiye düşülmüş olur. Zira Allah bazı seçkin kullarına gaybi bildireceğini açıkça ayetleri ile ilan ediyor. Öyle ise birinci sınıf ayetleri umuma teşmil etmek tefsir usulüne aykırıdır.
Yine birinci sınıf ayetlerde vurgulanan ikinci bir mana şudur: Sabıkan da beyan edildiği gibi, gaybin çeşitleri çoktur. Bazı gaybler vardır ki, hiçbir zaman bilinmesi mahlukat için mümkün değildir. Bu gaybler, genelde Allah’ın Zatı ve sıfatlarının mahiyeti ve ihata ile idrakinin imkansız oluşu ile ilgili kısımlarıdır. Yani hakikaten hiçbir yaratılmış, hiçbir zaman Allah’ın Zatını ve Sıfatlarını kuşatarak idrak edemez. İşte ayette kesinlikle muttali olunamayacak gayblar bu sınıfdandır. Yoksa mahlukatın Allah’ın bildirmesi ile muttali olabileceği gayb ve sırlar sınıfı bu ayetin kapsamında değildir. İşte zahir hocaları çelişkiye düşüren nokta burasıdır.
İkinci Sınıf Ayetlerin Hükmü
İkinci sınıf ayetlerin üslubundan, Allah’ın bazı kullarını kainatın bazı sırlarına ve gaybi hallerine muttali yaptığını anlıyoruz. Bu da gayb ilminin Allah’ın bazı seçkin kullarına açık olduğunu izah ve ispat eder. Gerçi bu sınıftaki ayetlerde sarahat yok ama ima ve remiz de usule uygun olursa bir mana çıkarma, şekli ve aracıdır. İslam da çok hükümler bu şekilde tespit ve tayin edilmiştir. Peygamberimizin bütün hadisleri buna delildir. Zira çok ayetlerin remzi ve işari manalarını Peygamberimiz tahric buyurmuşlardır. Bu manayı teyit eden bir hadis şudur:” Her âyetin birer zâhir ve bâtın ve her zâhir ve bâtının birer had ve muttalaı ve her had ve muttalaın çok şücun ve gusunu vardır. İbni Hibban, Sahih 1:146; el-Münavî Feyzü'l-Kadîr, 3:54. Bu hadisten de anlaşılacağı üzere bu ayetler işari ve remzi olarak ifade eder ki mümkün olan bazı gaybi hallerin bazı seçkin zatlara ayan olması caizdir.
Üçüncü Sınıf Ayetlerin Hükmü
Üçüncü sınıf ayetler, sarih ve zahir olarak Allah’ın bazı seçkin kullarının yine Allah’ın bildirmesi ile gaybe muttali olabileceğini ilan ediyor. Bu ayetler çok açık olduğu için tekellüflü tevil ve tabirlere mahal bırakmıyor. Allah dostlarının bazı sırlı ve gaybi hallere yine Allah’ın ilamı ile vakıf ve muttali olması Kuran açısından sakıncalı ve yasak edilmiş değildir.
Bu vakıf ve muttali olma yolları çok muhteliftir. Peygamberler vahiy ile, evliyalar ihtar ve ilham ile yine Kuran’ın ifadesi ile” Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler edin." (Nahl 68) "Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibret vardır.( Nahl 69) “hayvanat ilham ve sevk-i İlahi ile bazı sırlı ve gaybi hallere muttali olabilir.
Ayette geçen vahiyden kasıt canlılara verilen ilham ve sevk-i İlahidir. Diğer canlılarda da bu durum böyledir. Burada arı bir örnek olarak verilmiştir. Vahiy, ihtar ve ilham meselelerini ayrı bir konu olarak inceleyeceğimiz için burada kısaca deyindik.
Allah sadece nebilere değil, diğer mahlukundan seçkin kullarına da ilham ile gaybi haberler verebiliyor. Bunun ayette misalleri vardır.
Mesela “Kitap ilminden bir miktarına sahip olan kimse ise: " (Asif b. Berhiya Dedi) Ben onu (tahtı), gözünü açıp kapamadan sana getiririm." dedi. Süleyman onu yanında hazır görünce: "Bu, Rabbimin fazlındandır." dedi.(Neml 40)
De ki: Allah ve kitap ilmi yanında olan kimse, benimle sizin aranızda şahit olarak yeter.( Rad 43)
Bu ayetin tefsiri sadedin de şu hadis rivayet ediliyor; Ebu Said el-Hudrî şöyle diyor:
Allah Resulü'nden, "Yanında kitap ilminden (bir miktar) olan kimseden maksat kimdir?" diye sordum. Buyurdu ki: "O, kardeşim Süleyman b. Davut'un vasisi Asif b. Berhiya'dır."
Dedim ki: "Yanında kitap ilmi -nin tamamı- olan kimseden maksat kimdir?" Buyurdu ki: "O, kardeşim (ve vasim) Ali b. Ebi Talib'dir."( el-Mizan, c.11, s.387)
Biz sana her şeyi beyan eden Kur'ân'ı indirdik.( Nahl 89) Buradan da anlaşılan Kuran’a nazarını teksif edip muttali olan birisi gaybi ve sırlı haberlere vakıf olabilir. Burada gaybi talim eden Kuran’ın kendisidir. Risale-i Nurda geçen ekseri gaybi ihbarlar bu türdendir. Yani Kuran dan tahric sureti ile çıkarılan haberlerdir.
Özet olarak Kuran açısından baktığımız zaman Allah dostlarının eserlerinde bir takım gaybi ihbarlarda bulunması makul ve caizdir. Bunun İslam ve Ehli Sünnet açısından bir mahzuru ve sakıncası yoktur.
Kıyamet ile ilgili verilen bilgiler ise gaybı bilmek değildir. Sadece bazı işaretlerden yola çıkılarak bir tahminde bulunmaktır. Nasıl ki hava tahmin raporları yayınlanıyor, Bediüzzaman da kendi tahminini yayınlamıştır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale-i Nur Editör |